İslami Blog Sitesi, İslami paylaşımın adresi

06Tem Sehr-i Mübarek elveda!

Allahumme barik lena fi recebe ve sa’ban
ve belligna ramazan

Allah’ım! Recep ve Saban aylarını bizim için mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır

Duasıyla başladığımız rahmet ve bereket iklimi üç aylardan maalesef ayrılmak üzereyiz. Müminleri ayrılığın heyecanı ve hüznü sarmıştır. İnsanın doğasında vardır, ayrılıklar insanlara hüzün verir.

Nasil hüzünlenmeyelim ki; "Ramazan ayı girince göklerin kapısı (başka bir rivayette Cennetin kapıları) açılır, Cehennemin kapıları kapanır, şeytanlar zincire vurulur"

“Her iftar vaktinde Allah tarafından (cehennemden) azat edilen kimseler bulunur. Bu, (Ramazanın) her gecesinde olur."

"Kim Allah-û Teâla yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.”

Peygamber müjdeleriyle sevinmiştik..
Ramazan ayını Yüce Allah bize lütfetmişti,
Bir daha ki Ramazana kim öle kim kala..

Sevmiştik seni Ey şehr-i Ramazan. Sefa geldin diye methiyeler okumuştuk;

“Onbir aylık yoldan geldin, Müminlere misafir oldun,

Sefa geldin, bize geldin Ey Mübarek Ramazan.

Çalışan kimseler kazanır, Müminler oruca özenir,

Oruç sevmeyenler dert kazanır,

Sefa Geldin Ey Mübarek Ramazan.

Evvelin rahmet, evsatin magfiret, Ahirin cehennemden azat ettirmek, Buyurmus Hazret-i Muhammed (s.a.v.)

Sefa Geldin ey Mübarek Ramazan” diye..

Ama şimdi gidiyorsun, hem de onbir ay gelmemek üzere…

Alışmıştık sana, sahura kalkışla başlayan imsak vaktini aşmak korkusuyla bir yandan yemekle içmekle meşgul olup çocukluğumuzdan alıştığımız "ağzım burnum arıca, niyet ettim oruca” tekerlemesiyle niyet ediyorduk..

Kaptık mı Kur’an kitaplarımızı, mukabele dinlemeye gidiyorduk.
Peygamber ve Cebrail aleyhiselamlarin sünnetini yerine getirmenin heyecan ve mutluluğunu duyarak dinliyorduk Kur’an bülbülleri hafızları..

Orucumuza zarar gelmesin diye dikkat kesiliyor.. Yalandan, gıybetten korunmanın yollarını zorlamaya çalışıyorduk.

Ramazanın kendine has heyecan ve telaşları da var. Aksam iftarda yenecek şeylerin hazırlanışı ayrı bir telaş, İftar vaktine yetişmek için gayret etmek ayrı bir telaş, İftar vaktini beklemek ayrı bir telaştır.

Nasıl telaşlanmayalım ki, Oruçlunun iftar sevincinin Rabb’ine kavuşma sevinciyle eş tutulduğu anın yaşanması anıdır iftar vakti. Öyle buyurmuş Âlemlere Rahmet Hazreti Muhammed Efendimiz.. "Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; digeri de Rabb’ine kavuştuğu zamanki sevincidir…”

Yemekler yenince akşam namazı, sonra gelsin çaylar, yine telaş, çünkü evin ahalisi teravih namazına gitme hazırlığına başlamıştır.

Böylece devam eden tatlı telaşlar bitmek üzeredir..
Şimdilerde gitmeye hazirlaniyor Aziz misafir..
Gidiyor hem de, onbir ay gelmemek üzere…

Hüzünle birlikte elveda demek zamanı geldi çattı..

“Ey Mübarek Kur’an ayı, Saimlere gufran ayı, Müminlere ihsan ayı,

Sehr-i Mübarek elveda!

Gündüzlerin rahmet idi, Gecelerin nimet idi, Âsiklara vuslat idi,

Sehr-i Mübarek elveda!

Hakkıyla kadrin bilmedik, Pek çok kusurlar eyledik, Nâdim olup tövbe ettik,

Sehr-i Mübarek elveda! "

alıntı…

No tags for this post.

06Tem güne başlarken dualarımız…

Allahım!
Senin af ve mağfiretinin dairesi, bizi bela ve musibetlerden uzak tutacak kadar geniştir. Bize rahmetinle muamele buyur Allahım! Gazabından bizi emin kıl Rabbim.

Allahım!
Sen’den dünya ve ahirette af ve afiyet diliyoruz. Her türlü semavi ve arzi afet ve belaları üzerimizden uzaklaştırmanı istiyoruz.

Allahım!
Bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz hatalarımızı, günahlarımızı bağışla. Bizlere merhamet buyur. Şüphesiz Sen merhametlilerin en merhametlisisin.

Allahım!
Kalb katılığından, gafletten, dalaletten, zilletten, miskinlikten, küfürden, fısktan, nankörlükten, riyadan, sadece Sana sığınırız. Sen bizleri koru. Güç yetiremeyeceğimiz bela, fitne ve musibetlerle bizi imtihan eyleme Allahım!

Allahım!
Fayda vermeyen ilimden, ürpermeyen kalpten, doyma bilmeyen nefisten, yaşarmayan gözden ve icabet edilmeyen duadan sana sığınırız. Bildiğimiz ve bilmediğimiz şeylerin şerrinden Sen bizleri koru Allahım!

Allahım!
İhsan buyurduğun nimetlerini geri almandan, azabının ansızın gelip çatmasından, gazabına sebep olacak şeylerden Sana sığınırız.Bizlere yol göster Allahım!

Allahım!
Sana itaat edilir, Sen karşılığını verirsin; Sana isyan edilir, Sen bağışlar ve af edersin, darda kalanlara icabet eder, zararı, sıkıntıyı ortadan kaldırıp, hastalara şifa, dertlilere deva verir, günahları bağışlar, tövbeleri kabul edersin. Sen bizlerin dualarını kabul buyur Allahım!

Allahım!
Sen ölümlerin en güzeli ile bizi huzuruna al Allahım! Ölümümüzü her türlü şerden kurtulup rahata erme vesilesi yap Ya Rabbi! Allahım! Bizleri Sen’i çok zikreden, Sana çok şükreden, Sen’den çok korkan, Sana çok itaat eden, Sana karşı saygı ile dopdolu olan, ahu efgan edip dua dua yalvaran ve durmadan Sana teveccüh eden kullarından eyle.

*** *** *** *** *** ***

Allahım!
"Kimsesiz kimse yok, herkesin var kimsesi,
Kimsesiz kaldık medet ey, kimsesizler kimsesi"

Güç ve kuvvet ancak kendisine has olan yüce ve büyük Allahım! Mahlukatın adedince, Zatının rızası, arşının ağırlığı ve kelimelerinin mürekkebince Hz. Muhammed (sas) ve O’nun ehli ve ashabı üzerine salat eyle.

Ey Merhametlilerin en Merhametlisi! Bela ve musibetlerin sağanak sağanak üzerimize yağdığı, ardı arkası kesilmeyen depremlerle inim inim inleyip çaresiz kaldığımız şu günlerde, çaresizlerin yegane çaresi Sensin deyip Sana yalvarıyor, halimizi Sana arz ediyoruz. Celalinden cemaline, kahrından lütfuna sığınıyoruz. Bizim Rabbimiz Sensin. Sen, bizleri semavi ve arzi musibetlerin eline teslim etmeyecek kadar merhametlisin. Bizleri her türlü kötülüklerden muhafaza buyur!

Amin.. Amin… Amin…

alıntı…

No tags for this post.

06Tem üç ihtiyar

Bir kadın, kapıdan dışarı çıktığında, bembeyaz sakallı üç ihtiyarın kendi evinin
önünde oturduklarını görür.

‘Ben sizi hiç tanımıyorum, der…

Ama aç ve susuz olmalısınız… Lütfen içeriye gelin de sizlere bir şeyler ikram
edeyim…’

‘Evin erkeği içerde mi?’ Diye sorar adamlar.

‘Hayır, der kadın. Şu an evin dışında.’

‘O evde olmadığı sürece bizim bu eve girmemiz mümkün değil…’ diye cevap
verirler.

Akşam olup kocası eve döndüğünde kadın olanları anlatır.

‘Peki, onlara söyleyebilir misin, der adam. Ben evdeyim artık, bu eve
gelebilirler…’

Kadın dışarı çıkıp bu kişileri içeri davet eder.

Ama bu defa da;

‘Hepimiz aynı anda içeri girmeyiz’ der yaşlı adamlar.

…..

Kadın öğrenmek ister;

‘Niye giremezsiniz?..’

İhtiyarlardan biri açıklar:

‘Onun adı ZENGİN, der bir arkadaşını göstererek.

Diğeri BAŞARI…

Ben ise SEVGİ…’

***

Sonra ekler;

‘Şimdi içeri gir ve kocanla konuş. Hangimizi evinizde istersiniz?..’

…..

Kadın içeri girip söylenenleri kocasına anlatır. Adam duyduklarıyla neşelenerek;

‘Ne güzel, der. Madem öyle, Zengin’i içeri çağıralım ve evimizi zenginlikle
doldursun…’

Karısı itiraz eder;

‘Canım, niçin Başarı’yı çağırmıyoruz?’

Bu sırada, evin diğer köşesinde bulunan gelinleri konuştuklarını duyar. Koşarak
gelir ve kendi fikrini söyler;

‘Sevgi’yi çağırsak daha iyi olmaz mı? Evimiz sevgiyle dolar!..’

***

‘Gelinimizin teklifini dikkate alalım, der adam karısına…

Dışarı çık ve bizim misafirimiz olması için Sevgi’yi davet et.’

…..

Kadın dışarı çıkar ve yaşlı adamlara sorar;

‘Hanginiz Sevgi idi?

Lütfen içeri gel ve misafirimiz ol…’

Sevgi ayağa kalkar ve eve doğru yürümeye başlar.

Fakat diğer iki yaşlı adam da onu takip ederler…

Kadın şaşırmış bir halde Zengin ve Başarı’ya sorar;

‘Ben sadece Sevgi’yi davet ettim, siz niye geliyorsunuz?’

Zengin ve Başarı bir ağızdan cevap verirler:

‘Eğer Zengin’i ya da Başarı’yı davet etmiş olsaydın diğer ikisi dışarıda
kalırdı.

Ama sen Sevgi’yi davet ettin…

O nereye giderse biz de ardından oraya gideriz.

Çünkü nerede Sevgi varsa, orda Başarı ve Zenginlik de vardır!..’

No tags for this post.

Sayfa: Geri 1 2 3 4 5 ...368 369 İleri