İslami Blog Sitesi, İslami paylaşımın adresi

06Tem Siz hiç anne oldunuz mu Filistin’de?

Siz hiç anne oldunuz mu Filistin’de?
Buldozerler, çeyiz sandığı ve baykuşlar
Ya kucağınızda körpecik Mahmut?
Kıpkızıl kan ve şarapnel parçası
Ve gece üç
Siz hiç ağladınız mı ay ışığında?
Peki, siz Gazze’de, ya Gazze’de Üç aylık bebek, bir nine
Çıldırdı mı hiç çırılçıplak yavuklun
Sarsılınca yer gök, iffet tarumar
Siz hiç ağladınız mı ay ışığında?
Peki, siz hiç Beyrut’ta, Beyrut’ta tarla gördünüz mü? Cesetlerle ekili gül verdiniz mi?
Sessizce, çiğnemeden
Ve sordunuz mu soracak kimse yokken?
Siz hiç ağladınız mı ay ışığında?
Sahi sizin hiç Ebu Gureyb’te, boğazınıza urgan atıldı mı? Sürüklenerek sırtlanların ininde!
Öldürün beni piçim var dedi mi?
Zulmetin bağrında "ıraklı nur"
Siz hiç ay ışığında ağladınız mı?
Seyrettiniz mi sırça köşkünüzden, cam fanusta kan kokan misketleri?
Düşündünüz mü davayı ve sarsılan vuslatı,
Yüzünüzü zift bürümeden?
Titredi mi soluğunuz, ürperdi mi vicdanınız,
Seherde sadece birkaç gece birkaç kez?
Yatağından fırlayıp gecenin kör vaktinde, Karanlık yırtılırken Hay!
Sahi siz hiç ay ışığında ağladınız mı?
Peki, siz hiç düşündünüz mü?
Bir akşamüstü muhteşem maziyi acı acı
Ve şimdi ve şimdi ölüden de betersin
Çoraklaşmış ufkunla tasasız ve vefasız Garbın karanlık ve iğrenç tuzağını hazmetmekte
Yetmez mi bu kadar zillet! Nefsinin gölgesinde
Gelin ne oldu size, ey eşsiz millet!
Gelin kurban olayım ümitsizlik yok hâşâ!
Yeniden şahlanalım gözyaşına bürünüp
Hakka eşik olalım
Rabbe âşık olalım
Ağlamasın Vaadlar bayram etsin Mahmutlar, Kararmasın şakaklar coşsun mazi yeniden,
Coşsun sevdalı gözler meltemler estirelim,
Akın akın yetişsin tekrar beyaz atlılar
Sen çileli yiğit hislerine ne oldu?
Ümit korku pür edep alev alev gözyaşım
Duygularım kördüğüm, utandım gözyaşımdan,
Hay!
Siz hiç ay ışığında ağladınız mı?
Siz hiç ay ışığında ağla ma dınız!
No tags for this post.

06Tem Çocukluk Ve Yaşlılık

Fizik zamanın insani değeri,ölçüsü olduğu iç zamanın mahiyetine tabii olarak bağlıdır.Biliyoruz ki.hayat süremiz,doku ve iç sıvıların dönüşşüz değişiklikler akımından ibarettir.Bu süre,her birim kan seromunun belli bir fonksiyonel değişimine denk olan fizyolojik zaman birimleriyle tahmin edilebilir.Karakterleri,organizmanın yapısı ile bu yapıya bağlı fizyolojik oluşumlardan gelir.Bunlar,her cinse her ferde ve her yaşa göre bir özellik taşırlar.
Kendimiz de fizik aleme mensup olduğumuz için bu sureyi umumiyetle saatlerin zaman çerçevesi içine koyuyoruz.
hayatımızın tabii bölümleri gün ve yıl olarak sayılmıştır.Çocukluk ve gençlik aşağı yukareı onsekiz yıl sürüyor.Olgunluk ve ihtiyarlık ise elli altmış yıl devam ediyor.İnsan kısa bir gelişme devresi ve uzun bir olgunluk ve çöküş devresi geçiriyor…….
Çocukluğumuzun günleri bize çok ağır geçmiş görünür…..Olgunluk devremizin günleri ise baş döndürücü bir hızla geçiyor görünür…….
O,bir ovada akan büyük bir nehir gibidir.İnsan,gün doğunca bu nehirin kıyısında neşe ile ilerler ve sular pek tembel akıyormuş gibi görünür.Fakat zaman geçtikçe sular akışlarını hızlandırır.Öğleye doğru,adamın kendilerinden geçmesine imkan vermezler.Gece yaklaşınca hızlarını dahada artırırlar.Ve insan tamamen durur,oysa nehir hiç durmadan yoluna devam eder.Gerçekte nehir hızını hiç değiştirmemiştir.Fakat bizim yürüyüşümüzün hızı azalmıştır.belki hayat başlangıcının zahiri yavaşlığı ve sonunun kısalığı,çocuk ve ihtiyar için
bir yılın geçmişlerinde farklı nisbetleri temsil etmesinden ileri geliyor……
…….Herbirimiz nehir boyunca koşan,suların hızlarını artırmalarını görerek hayret eden bir insanız.
Tabii,ilk çocukluk zamanı en zengin olanıdır.Bu zamanda eğitim için akla gelen her şekildefaydalanılmaktadır.Bu dönemi sağlam ve islam terbiyesi ile geçirirsek temelde sıkıntı olmaz….BU ANLARIN KAYBI TELAFİ EDİLEMEZ…Hayatın ilk yıllarınıekilmemiş tarla gibi bırakmaktansa,büyük bir titizlikle sürüp ekmek lazımdır.Bu iş,modern eğitimcilerin henüz elde edemedikleri derin bir fizyoloji ve psikoloji bilgisi istemektedir.
Olgunluk ve ihtiyarlık yıllarının fizyolojik değeri azdır.Organik ve zihni değişimler bakımından hemen hemen boşturlar…….ihtiyarlayan bir insanın çalişmayı bırakmaması ve bir kenara çekilmemesi gerekir..Hareketsizlik onun zamanının muhtevasını dahada azaltır…
ZAMANINI BOŞ GEÇİRMEK GENÇLERDEN ZİYADE İHTİYARLAR İÇİN ÇOK TEHLİKELİDİR.(GENÇLER İÇİN ZAMANI BOŞA GEÇİMEK İSE TEHLİKEDEN ZİYADE AFET VE DEPREMDİR.ZAMANIN KIYMETİ VE DEĞERİ İYİ BİLİNMELİ VE DEĞERLENDİRİLMELİ.)Kuvvetten düşmekte olanlara,durumlarına uygun bir iş vermeliyiz,ama istirahat vermemeliyiz.
Eğer günler zihni ve manevi olaylarla dolu olursa,akıp gitmektelerindeki hız yavaşlar,hatta dopdolu gençlik günlerini yeniden kazanmış olurlar…..

İnsan her şeyin ölçüsü olmalıydı.Oysa insan da içinde yaşadığı alemde bir yabancıdır.Bu alemi kendisi için teşkilatlandırmayı bilememiştir,çünkü kendi tabiatına dair olumlu bir bilgisi yoktu……………

No tags for this post.

05Tem arzular sonsuz,ihtiraslar çesitli..

            
ÇEVRE kırlılığı,hava kırlılığı,su ve ses kırlılığı olur da,duygu ve düşünce kırlılığı olmazmı ?duygularda ki kırlenmenin en önemli sebeblerinden birisi zaaflarimizdır…zaaflarımızın başında da ,kişilik arayışımız gelir..
bu arayış içerisinde ,olduğumuzdan daha farklı görünmek işteyişimiz,sonsuz arzu ve işteklerle dolu oluşumuz,bize fazladan ve taşıyacağımızın üzerinde bir yük daha yükler…
zaman olur ,o yük altında eziliriz…paraya,lükse,ve mevkiye olan tutku ulaşılamadığı [...]

No tags for this post.

Sayfa: Geri 1 2 ...4 5 6 ...368 369 İleri